• 16-08-2016 22:11

‘BABAMIZI FETÖ ÖLDÜRDÜ’

Gözaltına alındığı sırada beylik tabancasıyla intihar ettiği ileri sürülen 45 yaşındaki Şanlıurfalı Emniyet Amiri Ahmet Beşli’nin ailesi, itibarlarının iade edilmesini ve yaşanan olaylardan dolayı acilen geniş çaplı soruşturmanın açılmasını istiyor. Öte yandan aile, Ahmet Beşli’nin FETÖ Terör Örgütü tarafından katledildiğini iddia etti. Tam aksine 25 yıllık meslek hayatında sürekli FETÖ engeline takıldığını, terfide geciktiğini ailesi belirtiyor.

‘BABAMIZI FETÖ ÖLDÜRDÜ’

FETÖ Terör Örgütü kapsamında gözaltına alınmak istemediği için intihar ettiği ileri sürülen Belen İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde görevli Şanlıurfalı emniyet amiri Ahmet Beşli ve arkasında gözü yaşlı bıraktığı eşi ve üç kızı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve devlet büyüklerinden yardım istiyor. Aile, yaşanan olaylarla ilgili derinlemesine bir araştırmanın açılmasını istedi. Öte yandan Ulusal ve yerel haber bültenlerinde Beşli’nin ilçe emniyet müdürlüğünde FETÖ’den gözaltına alınmak istenirken silahını teslim etmeyip intihar ettiği iddiaları, aile tarafından şiddetle red edildi. Olayın emniyet müdürünün odasında olduğu ve odada 5 kişinin bulunduğu ileri sürüldü.

 

42 yaşındaki eşi Aynızeliha Beşli, yetkililerden yardım istiyor, yaşanan olaylardan dolayı acilen soruşturma açılmasını istiyor. Beşli, eşi Ahmet Beşli’nin intihar etmediğini, birileri tarafından öldürüldüğünü savundu.  Beşli, şöyle konuştu:”Kendi kendini intihar edebilirdi; ama 4 kişiyi niye beklerdi ki; çünkü benim eşim intihar etmedi, öldürüldü, katledildi. Emniyette bir görüntü yok, bize görüntü yok dediler. Olay kendi odasında olmuş gibi. Olayın şokunu yaşadım. Odada kamera olmayabilir; ama koridorda kamera olması gerekiyordu, odaya kimler girdi, kimler çıktı. Bütün polis memurlarına sordum, yalvardım: Biri diyor ki toplantı vardı, İskenderun emniyetinden gözaltına almak için geldiklerini ifade etti. Biri Antakya emniyetinden geldiklerini ifade etti. Biri bana dedi ki içeride amiri mi tehtit ettiler yenge. Benim eşimi odasında katlettiler.”

 

“AKIL MANTIK İŞİ DEĞİL, BABAMIZI ODADA KATLETTİLER”

 

Eşimin davranışlarında hiçbir farklılık görmedim. Sakin bir insandı. Namazında niyazında bir insan. İntihar edecek bir insan. En sevdiği yavrularına veda etmeden gitmez mi? 12’ye çeyrek kala polisler evimize geldi. Babanızı hastaneye kaldırdık, sizi onun yanına götürmeye geldik. Benim onun sırada onu aradım. Babam o sırada cevap veremiyordu. Bize verilen kayıtlarda 11.38’de babamın olayın iş yerinde gerçekleştiğini söylediler. Katledildiği zaman ambulansa nasıl haber verdiler. Bizi almaya gelen ekip 23,44’te evimizin önündeydi. 6 dakika içerisinde babamı nasıl hastaneye götürdüler?  Akıl mantık işi değil, babamızı odada katlettiler, ölüşünü beklediler, ölmeye yakın ambulansı çağırdılar. Bize o zaman haber vermeyi akıl ettiler. Biz resmi kayıtlara da inanmıyoruz; çünkü kayıtları ve her şeyi kendileri istedikleri gibi değiştirebiliyorlardı. Eşimin yazdığı mektupta bahsettiği kişilerden biri FETÖ’cü olarak yakalandı. Siz ce bu bir tesadüf mü?

 

“EŞİMİN FETÖ TERÖR ÖRGÜTÜYLE ANILMASINI İSTEMİYORUM”

 

Eşim mektubunda 3 isim vermiş, o günün sabahında biri FETÖ’cü olarak yakalandı. Birlikte çalışıyorlardı. Ben soruşturma açılmasını istiyorum. Şu süreçte eşimin şerefsiz bir terör örgütüyle anılmasını istemiyorum.  Şehit ettiler, buradan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a sesleniyorum. Adalet istiyorum. şerefsiz bir terör örgütüyle isminin bir karede dahi anılmasını istemiyorum. Benim eşim şerefli, namuslu, 25 yıl devletine hizmet etmiş bir ferttir. Eşimin siciline bakılsın, araştırsınlar, benim çocuklarımın yüzlerini ak etsinler, ben Cumhurbaşkanımızdan bunu rica ediyorum, başka hiçbir şey istemiyorum. Eşim böyle bir lekeyi hak etmedi. Cumhurbaşkanımızın adaletine güveniyorum, hakkımızı savunacaklar.

 

“BABAM, FETÖ’CÜLER TARAFINDAN ÖLDÜRÜLDÜ”

 

Polisin kızı Şeyma Beşli,”Benim babam ölmeden önce odanın içerisinde bulunanlar tarafından katledildi, biz buna eminiz.”diye konuştu.

 

Emniyet Amiri Ahmet Beşli kızı Pelin Beşli ise,“Benim babam kesinlikle intihar etmedi FETÖ’cüler tarafından öldürüldü.” şeklinde konuştu. 45 yaşındaki Beşli’nin ölmeden bir gün önce başına gelecekleri tahmin ettiği için bir mektup kaleme aldığı ortaya çıktı. Mektupta meslek hayatı boyunca kendisini mağdur eden yapı olan FETÖ’nün mensubu olmakla suçlanabileceğini kaydederek, bunun sorumlusunun ilçe emniyet müdürü, bir komiser ve komiser yardımcısı olduğunu iddia ediyor.

 

“EMNİYET AMİRİ AHMET BEŞLİ’NİN YAZDIĞI MEKTUPTAN BİR BÖLÜM”

 

“Sayın savcım bu satırları okuduğunuzda muhtemelen bir iftiraya maruz kalıp hakkımda soruşturma açılmıştır. Malum 15 Temmuz FETÖ darbe girişimi sonrası inanın teşkilatta çok vahim bir durum söz konusu oldu. Gecesini gündüzüne katarak vatanı ve milleti için insanları dahi yaftalama, ekarte etme, kendine alan açma ve de hasım ve hedefi başkasına yöneltmeye çalışanları görüyoruz. Bu ortamdan faydalanarak bir sonraki adımda sorgulanmaya bırakılmak istenen insanlar bir şahsın ifade ve beyanı ile hazırlık yapmaya çalışmaktadır. Özellikle İlçe Emniyet Müdürü 4. Sınıf Emniyet Müdürü A.Ç. ve Z.A. (Komiser) ve Komiser Yardımcısı R.U. bir olup saf dışı bırakmak istedikleri insanları karalamak adına bazı memurları yakın mevkiye alıp yukarıda belirttiğim amaçlar doğrultusunda yönlendirmekte kendilerini sütten çıkmış ak kaşık olarak göstermeye çalışmaktadırlar. Bu insanların nerede çalıştıkları, hangi şartlarda görev yaptıkları, çocuklarının nerede eğitim gördüğü gibi detaylar incelendiğinde kişilerin o kadar da masum olmadıkları neye ve nereye ilgi ve alakalarının olduğu görülecektir.

 

“YAPININ BASKILARINA MARUZ KALDIM”

 

2014 Mart ayından itibaren Belen İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde görev yapmaktayım. Burada yine ajandamda kayıtlı olan tarihlerde 4.sınıf Emniyet Müdürü A.Ç. tarafından sürekli psikolojik baskı ve yıpranmalara maruz bırakıldım. Bir emniyet amiri olarak bir polisin yapacağı veya komiser yardımcılarının yapacağı görevlerde görevlendirildim. Hukukum çiğnendi, komiser yardımcılarının talep ve istekleri doğrultusunda mağdur edildim ve bu mağduriyet hala devam etmekte. Yetki verilmeyip sadece sorumluluklar yüklenerek benimde ailemin düzeni bozulmasını çocuklarımın eğitimi etkilenmesin tarzı düşüncem bir zafiyet olarak test edildi ve yukarıdaki belirttiğim psikolojik baskılar bugüne kadar sürdü.

 

“AİLE HAYATIMI MAHFEDENLERDEN HESAP SORULSUN”

 

Yani anlayacağınız sayın savcım mesleğe girişimden itibaren bu yapının kurbanı olarak sürekli taciz ve psikolojik baskılara, soruşturmalara maruz kaldım. Yine böyle bir soruşturmanın arifesinde yüce adalete sığınmak için bu satırları kaleme almayı uygun gördüm. Hukukun ve adaletin üstünlüğüne inanmaktayım ki bana meslek hayatını zehir eden, aile hayatımı mahveden, çocuklarımın etkilenmesine sebep olan bu insanlardan hesap sorulsun. Mesleğini seven ve her zaman polislikle gurur duyan, iftihar eden biri olarak bunlardan hesap sorulacağına inancım tamdır. Gerekli araştırmanın yapılmasını saygılarımla arz ederim.”

 

‘BİZİM İSTEĞİMİZ OLAYIN YÜZEYSEL OLARAK ARAŞTIRILMAMASI’

 

Emniyet Amiri Ahmet Beşli’nin Yeğeni Mustafa Beşli, şunları söyledi:”Öyle olaylarla başbaşa kaldık ki kimden şüphe etmeyeceğimize şaşırdık. Bizi bu duruma getiren olayların şaibeli olmasıdır. Hastanede Ahmet Beşli'nin yüreği yanmış evladının, ve eşinin feryadına dayanamayan bir polis memurunun elini vicdanına atarak eşine şu cümleyi kullandığını ifade etti: Abla, SİZİN EŞİNİZİ İÇERİDE TEHTİT ETTİLER.

 

Bu cümle kafamızdaki en küçük soru işaretini de kaldırmıştır. Kağıt üzerindeki vicdandan değil, insanların üzerindeki vicdandan yola çıktık. Bize ilk gelen haberde, amcanız odasında kendi kendine intihar etmiştir. Sonradan olayın emniyet müdürünün odasında gerçekleştiğine şahit olduk. Ertesi sabah nöbetçi savcının odasına gittiğimde olayla ilgili bilgi almak için, nöbetçi savcının bize vermiş olduğu beyanatla emniyet müdürünün bize vermiş olduğu beyanat uyuşmuyor. Savcının bize söylemiş olduğu şey, elinin yaralandığını söyledi. Emniyet müdürünün yanına gittiğimiz zaman, 2 yıldır görev yapmış bir silah arkadaşının yakınları olarak kendilerini alamayacağını ifade etmiş.

 

“KİŞİLERİN PARMAK VE BARUT İZİ ALINMAMIŞ, TAMAMEN YÜZEYSEL”

 

Bizim ikinci baskımızdan sonra sadece bir kişiyi alabileceğini söyledi. Bizimle görüşmek istememesi kafalarımızda soru işaretleri oluşturdu . Polis yakınlarının içeri alınmamasını siz nasıl değerlendirirdiniz? Emniyet müdürü Amcamın hakkında gözaltı kararı olduğunu, ve amcamı emniyet müdürlüğüne çağırdığını ve amcamın bu kararı görmek istediğini, kararı gördükten sonra silahını teslim etmesi gerektiğini söyledim ve silahı masanın üstüne bırakırken ben amcanızın arkasına geçtim durup dururken bir insan silahını teslim eden kişinin arkasına neden geçer? Bu ifadeler kafamızda şaibelerin oluşmasına neden oldu. Bizim isteğimiz olayın yüzeysel olarak araştırılmaması. Olayın manidar tarafı, odada bir kişinin parmak izinin alındığı, diğer şahısların kim olduğundan haberimiz yok. Odada 5 kişi olmasına rağmen sadece 1 kişinin parmak izi alınmış, diğer kişilerin parmak izi alınmamış. Tamamen yüzeysel olarak olay yeri inceleme yapılmıştır. Bizim burada asıl mücadelemiz; çocuklarının, eşinin burada acı çekmesine rağmen vurgu yaptığımız tek konu; namus ve şereftir.

 

‘TERÖR ÖRGÜTÜNÜN YENİ TAKTİĞİNİN BİR KURBANIDIR’

 

25 yıllık meslek hayatında devletine hiç ihanet etmeyen, zerre kadar haram yemeyen, rüşvet almayan bir insanın cenazesini bir kefeye koyup diğer kefeye de şerefini koyduğumuz zaman tabi ki de şerefi ağır basacaktır. Biz burada namus ve şerefinden bahsediyoruz. Biz burada cenazesinin acısından çok, kaybolan şerefinin kemiklerinin sızladığından dolayı acı çekiyoruz. Bunlara tahammül etmek kolay bir şey değil. Devletin yargı makamları bunları detaylarıyla bilmediği için biz bunları bilgilendirmeye çalışıyoruz. Yoksa biz devletimizin zalimce ve gaddarca davranacağını düşünmüyoruz. Mektup da geçen isimler onu gelip tehdit etmiş. Benim amcam bu terör örgütünün yeni taktiğinin bir kurbanıdır. Neden peki kendisini infaz etme gereğini duydular? Bir insan kafasında bir şüphe bir endişe varsa korktuğu çekindiği boyutlar bulunuyordur. İnfaz edilen Emniyet amirinin gözaltına alınmasıyla vereceği ifadeler Belen Emniyet Müdürlüğü’ndeki bazı insanların hayat evresini değiştirecekti. Bundan dolayı Emniyet amirinin konuşmaması susturulması gerekiyordu. planlı programlı iyi çalışılmış detayları düşünülmüş bir yol izleyerek  kendisini katlettiler! Bizim ilahi adaletten şüphemiz yok. Tek tesellimiz şehidimizin Şeref ve haysiyetinin iadesidir. Eşinin çocuklarının ve tüm ailenin tek talebi budur.  Devlet büyüklerinden ricamız, devlet büyükleri kadar olayın içerisinde değiliz ama devletimizin de zor bir süreçten geçtiğini biliyoruz. Ancak bu olayın detaylı bir şekilde incelenip araştırılması devletimizden talebimizdir

 

‘ADALET YERİNİ BULACAK’

 

 Devletimizin bu zor süreçte her şeyi birbirinden ayıklama şansı ve zamanının olmadığını biliyoruz. Allah korkusu olmayan bu insanların katlettiği insan 25 yıllık devlet memuriyeti hayatına en ufak bir leke getirmemiştir. Aksine FETÖ terör örgütünün mağduru olmuştur.  Aile mensuplarından birçok kişinin emniyet mensubu olduğunu mektubunda kısa ve öz olarak bahsetmiş olduğunu göreceksiniz. Mektubunu okuduğunuz zaman yaşadığı vicdan azabının nasıl kalemine yansımış olduğunu fark edeceksiniz. Bizim istediğimiz tek şey tam olarak kelime manasıyla adaletin tecelli etmesidir ve bu konuda da devletimize güvenimiz tamdır.”

Haber Videosu



Kaynak: URFA.COM
Editör: MAHİR AYTEKİN

HABERE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER