• HABERLER
  • GÜNDEM
  • Camiler ve Din Görevlileri Haftasına özel yazı 'CAMİ VE KİTAP'
  • 02-10-2016 12:01

Camiler ve Din Görevlileri Haftasına özel yazı 'CAMİ VE KİTAP'

Her yıl 1-7 Ekim tarihleri arasında Diyanet İşleri Başkanlığımızca Camiler ve Din Görevlileri Haftası olarak kutlanmaktadır. Bu yıl Cami ve Kitap temasıyla kutlanacak haftanın öncelikle Rahmet-i Rahmana kavuşmuş din görevlisi kardeşlerimize Rabbimizden mağfiret, görevleri başında bulunan din gönüllüsü kardeşlerimize ve toplum olarak tüm milletimize de yeni ufuklar açmasını temenni ediyoruz.

Camiler ve Din Görevlileri Haftasına özel yazı 'CAMİ VE KİTAP'

Her yıl 1-7 Ekim tarihleri arasında Diyanet İşleri Başkanlığımızca Camiler ve Din Görevlileri Haftası olarak kutlanmaktadır. Bu yıl Cami ve Kitap temasıyla kutlanacak haftanın öncelikle Rahmet-i Rahmana kavuşmuş din görevlisi kardeşlerimize Rabbimizden mağfiret, görevleri başında bulunan din gönüllüsü kardeşlerimize ve toplum olarak tüm milletimize de yeni ufuklar açmasını temenni ediyoruz.

İslam ma’bet etrafında şekillenmiş bir Kitap medeniyetidir. Bunun içindir şairin “Bizde ayrı sayılmaz bir kitap, bir mihraptan. Ki uğuldar kubbemiz ‘oku!’ diyen hitaptan” sözleri. Daha Mekke’de Daru’l-Erkam’ın evinde başladı ma’bet-kitap buluşması. Bu buluşma sahte bilgilerle inşa edilmiş bir topluma hayat vermeye başladı en berrak ve en sağlam kaynaktan gelen bilgilerle. Köle Bilal dirildi, Ömer eridi potasında o sapasağlam bilgi kaynağının. Kaynak sağlam, aktaran güvenilir, iklim kitaba muhtaçtı. Çöllere hayat vermesi için gerekliydi bu hususlar. Kitaptan kalan kırıntılara bağlılığı devam eden bir avuç insandı vicdanını ve insanlığını kaybetmemiş olanlar. Adına da Hanifler deniyordu bunların. Ama hakikatin tamamı değildi bunların yaşadıkları. Kapsayıcı bir hakikat gerekliydi. Işık ışık gelmeye başladı bu hakikatler. Tereddüt geçirenler, saltanatları ve hakimiyetlerinin tereddütündeydi; hakikatin tereddütünde değil. Bir çığ gibi her geçen gün büyüttü bu kaynak, insan topluluğunu, kaynağın bir araya getirdiği mekandan.

Medine Peygamber Mescidinde buluşturdu Kitapla, kitapla tanışmayanları. Güvenilir aktarıcının sohbet halkası daha o Medine’ye gelmeden hazırlanmıştı Mus’ab bin Umeyr tarafından, sağlam kaynaktan. İlmik ilmik dokundu bir toplumun dokusuna kitapla şekiller. Bazen kalın tabakalar haline gelmiş nasırlı insanlığın inceden inceye eritti hasta yanlarını; bazen daha ayrı bir renkle güzelleştirdi güzel taraflarını. İnsanlık bu dedirtti yedi kıtaya daha sonra, kitapla yeşerenler. Mescid-i Nebevinin içi Suffa Ehlinin kitapla buluşma yerleşkesiydi. Sohbet sohbet büyüyen, sohbet sohbet genişleyen bir toplum oldu Medine, Mescid-i Nebeviden.  Güneş bir başka doğar oldu peygamber şehrine. Kitapla oldu Yesrib Medine; hem ismi hem medeniyetiyle. Medeniyet kitapla olurdu zaten. Darul bekaya göç ederken yüce nebi son kez üzerine basa basa vurguluyordu iki önemli hususu ümmetine: Kitap ve kitapla hayat bulan sünnetini.

Bir kitaptı hepsi. Bir kitap. Bir kitap binlere yüzbinlere milyonlara hayat oldu. Bir kitap milyarlarla Ümmet oldu. Bir kitap Bağdat’ta, Kufe’de, Şam’da, Basra’da, Endülüs’te binlerle buluştu, yüzbinlere hayat oldu Ma'betlerde ve binlere ulaştı Kütüphanelerde. Okundukça anlaşıldı, anlaşıldıkça ufuk açtı insanlığa. Tefekkürü öğrenen nicelere ilim, hikmet ve irfan saçtı. İbn Sina oldu adı bu tefekkürün… Tıpta çığır açtı. İbn Rüşt oldu Endülüs’te…Batıyı ilimle tanıştırdı. Gazzali oldu ilimde…Metod nedir öğretti, Mantık nedir anlattı tüm dünyaya. Biruni oldu…Matematikte, Astronomide, Tarih ve Coğrafyada ışık saçtı gelecek kuşaklara. Harizmi oldu… Cebir nedir öğretti asrındakilere asrını aşar bir kuvvetle. Mevlana, Yunus Emre, Hacı Bektaşi Veli oldu ahlakta. İnsani erdem dedikleri güzellikleri hem eserlerinde hem nefislerinde işlediler inceden inceye.

Nur dağından gelen ses aydınlattı bütün çağları. Medeniyet denilen kavram daha kullanılmazken bu sesle bulmuştu zaten anlamını. Kitaptı tüm bu güzelliklerin kaynağı. Sonra ne olduysa koptu bu kaynakla bağlantı. Okuyan bir toplum okumaz, kendisine okunanı anlamaz ve dinlemez oldu. Okuyanın yerini bir zamanlar okumayanlar alınca ve okunan kaynak da sahte olunca Medeniyet başka bir hal aldı. Yerküre dedikleri dünya yaşanamaz bir dünya haline geldi. İlim erbabı çıkaran bir coğrafya ilim tüketen, zavallı, kurak bir coğrafya haline geldi. Tükettikçe tükendik, tükendikçe imdat bekledik bizi tüketenlerden. Oysa “Oku” emriyle ve “hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” sözüyle başlamıştık geçmişte bıraktığımız parlak mazi yolculuğumuza.  Bıraktığımız yerden başlamak zor mu? Hayatlarının büyük bir bölümünü okumakla geçiren bir Japon, bir Alman, bir Fransız kadar zamanımız yok mu? Yoksa Fatih Sultan Mehmet kadar yaşımız yok mu? Ne dersiniz? Yeniden başlayamaz mıyız bıraktığımız yerden? Mazimizde bıraktığımız eski günleri yeniden tesis etmek için yeniden okumaya başlamaya ne dersiniz? Ama her çeşidinden değil tabi…Okunanların sahihliği ve kaynağının sağlamlığına bakmadan değil. Okunanlar bir canavar haline dönüştürüyorsa okuyanı, okunana dikkat etmek de gerekli değil mi? Akif’in dediği gibi “Doğrudan doğruya Kur’an’dan alıp ilhâmı, Asrın idrâkine söyletmeliyiz İslâm'ı”. Öyle bir kaynağa sahibiz ki bu başka milletlerin sahip olamadığı, orijinalliğini 1400 yıldır muhafaza eden otantik bir kaynak. Buradan başlayarak atmalıyız adımlarımızı.

Halkımızın dini hayatında geniş bir yeri olan başkanlığımız pek çok alanda olduğu gibi yayıncılık alanında da önemli bir vazifeyi icra etmektedir.  Başkanlığımızın bu meyanda son beş yılda 217’si birinci baskı, 343’ü mükerrer olmak üzere toplam 560, kuruluşundan günümüze bastırdığı 75 milyon eser okuyucularını beklemekte.  Yayımlanan eserler arasında 289 adet çocuk kitabı, 263 adet halk kitabı, 187 adet ilmi eser, 121 adet de kaynak eser bulunuyor. Bu eserlerin dışında 107 adet cep kitabı, 100 adet mesleki kitap, 74 adet broşür-kartela, 31 adet edebi eser, 8 adet İslam ve Türk Büyükleri ve 13 adet sanat eseri yayımlandı. Tüm bunların yanında piyasada farklı yayınevlerine ait kaynağı sağlam binlerce eser bizleri beklemekte.

Okumalıyız. Okuyacağız. Okudukça gelişecek, geliştikçe değişecek, değiştikçe bizleri çepe çevre kuşatan yaşadığımız olumsuz dünyayı değiştireceğiz. Cehalet bataklığını okudukça kurutacak, zulüm ve gözyaşlarını bilgiyle donanarak ortadan kaldıracağız. Kitapla ma’murlaşıp taassubun zırhını kıracağız. Biz okudukça biz üretecek ama insanlığı tüketmeden yüceleceğiz. Biz okudukça İbn Sinalar, Farabiler, Gazzaliler tekrar ilim, irfan ve hikmet dağıtır olacak dünyaya. Nur dağından gelen sesten, bu sese kulak verenlerin toplandığı mabetlerden kopmadan, kitap medeniyetini kuran geçmişimizden kuvvetimizi alarak yeni medeniyetlere yelken açmak dileğiyle Camiler ve Din Görevlileri Haftası hayırlı olsun.

 

 

Abdullah GÜLDALI

Beykoz Müftülüğü Şube Müdürü


Kaynak: Haber Mektebi Özel
Editör: MAHİR AYTEKİN

HABERE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER