• 23-09-2016 08:28

Dinimiz için savaşıyoruz

Başta Cerablus olmak üzere Ayn El Arap, Tel Abyad, Menbiç ve Kuzey Suriye’deki son gelişmeleri, arkadaşımız Ahmet Can’a anlatan Sultan Murat Tugayı Merkez Karargâh Sorumlusu İbrahim Hüseyin, “Dinimiz ve geleneklerimiz için savaşıyoruz” dedi.

Dinimiz için savaşıyoruz

2012 yılından beri terör örgütü DAEŞ’in kontrolünde bulunan Cerablus, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) destekli Özgür Suriye Ordusu tarafından özgürleştirildi. Akit Medya Grubu, Cerablus’ta sıcak çatışma alanlarına girerek bölgenin nabzını tuttu. Fırat Kalkanı Operasyonu’nun en önemli gruplarından Sultan Murat Tugayı komutanlarındanİbrahim Hüseyin, Akit’ten Ahmet Can’a terör örgütü PYD ile DAEŞ’in bölge halkına karşı nasıl birleştiğini ve bölge halkının Türkiye’den beklentilerini anlattı.  

İŞTE O ÇARPICI RÖPORTAJ: 

-Suriye devrimi 5 yılını dolduruyor. Buradaki mücadelenizi ve Türkiye’nin sizlere desteğini Yeni Akit okurlarına anlatır mısınız? 

2011 yılında başlayan devrim ile birlikte Suriye halkı diktatör Beşar Esad’a karşı özgürlük meşalesini yaktı. Savaş zorlu bir süreç, 5 yıldır Suriye’de özgürlük mücadelesi veriyoruz. Bizler Türkmenleriz Sultan Murat Tugayı olarak Osmanlı’dan bizlere emanet olan bu toprakları korumak için canla başla mücadele ediyoruz. Türkiye bizlerle beraber olarak büyük bir devlet olduğunu ve Osmanlı devletinin mirasçısı olduğunu kanıtladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ne kadar teşekkür etsek azdır. Bizlere çok büyük yardımları oldu, özellikle uluslararası arenada bizleri yani Beşar Esad karşıtı muhaliflerin taleplerini dillendirmesi buraya üşüşmüş Rusya, İran, Çin’in rejim yanlısı politikalarını açık etmesi bizlere hem özgüven getirdi hem de dünyadaki tüm Müslümanların Suriye’yi doğru bir şekilde anlamasını sağladı. 

DAEŞ’İN SAHİBİ ABD

-Peki, Fırat Kalkanı Operasyonu bölgede ne gibi farklılıklar oluşturdu? Türkiye’nin bölgeye müdahalesi ile dengeler değişti mi?

Bakın 2012 yılında muhalifler Suriye’nin kuzeyini Esad rejiminden özgürleştirmişti. Bu bölgeler tamamen muhaliflerin kontrolünde iken 2014’te DAEŞ, Suriye’ye girdiğini ilan etti. İlk etapta El Kaide’ye bağlılığını ilan etmişlerdi fakat El Kaide’den ‘’sizin alanınız Irak, Suriye’ye geçmeyin’’ talimatlarını dinlemediler. Bunu söylememin sebebi DAEŞ’in sahibinin ABD olduğunu anlatmak istemem. DAEŞ’e Suriye’ye gir emrini bizzat ABD verdi ve DAEŞ Rakka üzerinden Kuzey Halep’e oradan da tamamen Türkiye sınırına yöneldi. O dönemde Beşar Esad’le biz burada büyük bir mücadele verdik ve Allah’ın izniyle rejimi büyük bir yenilgiye uğrattık. Geçtiğimiz yıllara dönüp bakarsınız rejim Suriye’de ilk olarak Türkiye sınırı boyunca ki, hat boyunca hâkimiyetini tamamen kaybetti. Burada mücadeleyi veren Türkmen, Arap ve Kürt Müslümanlar çok şehit verdi. Binlerce yaralımız vardı. O dönemde DAEŞ buraya yönelince bize silah doğrultarak bize ‘’mürted’’ dedi ve rejimle değil bizle savaştı. 

-Terör örgütü DAEŞ’e karşı o yıllarda bir mücadele oldu mu? 

Buradaki Müslümanlar rejimi ilk hedef aldığı için ve yeterince gücü olmadığı için bu bölgeleri DAEŞ’e teslim etmek zorunda kaldı. Böylece DAEŞ bu bölgeye yerleşti. Bizler buranın yerlileriyiz onlar ise silah zoruyla burada hüküm sürdüler, yerleştiler. DAEŞ’i buraya yerleştiren ABD daha sonra DAEŞ’ten bölgeyi temizleyeceğiz diyerek Türkiyeli Müslümanlara 30 yıldır saldırılar düzenleyen terör örgütü PKK’nın Suriye’deki kolu PYD ile işbirliği içine girdi. 

PYD, ABD’NİN BAYRAĞINI NEDEN TAŞIYOR?

-Terör örgütü PYD, bu denli büyük bir organizasyonu yapmaya yeterli bir örgütlenmeye sahip mi?

Silah verdi, diplomatik olarak dünyaya tanıttı. Biz bugün Fırat Kalkanı Operasyonu ile buraları özgürleştirdikçe buradaki halk bize diyor ki; “PYD buralarda bize zulüm yapıyordu, nüfus yapımızı değiştiriyordu, köylerimizden bizleri çıkarıyordu’’ ABD, Kobani’ye askeri üs kurdu ve son dönemde her yere bayrağını asıyor biz buradayız diyor. Anti emparyalist söylemlerle militan toplayan ve sosyalist PYD neden emperyalizmin simgesi ABD ile ortak iş yapıyor? Onların bayraklarını taşıyor? Bu soruları burada Kürt halkı soruyor. İşin ilginç yanı ise, sizler Türkiye’den baktığınızda sözde Kürt koridoru olan bölgelerde PYD’nin tam hâkimiyeti var sanıyorsunuz. Oysa gerçekler öyle değil buralarda Kürt nüfusu dahi yok. 

-O zaman terör örgütü PYD, bu bölgelerdeki hâkimiyetini nasıl sağlıyor?

Sadece Kamışlı ve Heseke’de, ayrıca çok az sayıda Ayn El Arap (Kobani) bölgesinde Kürt nüfusu var. Bugün görünen alanların tamamında PYD, ABD’den aldığı silahlarla hüküm sürüyor. ABD’nin kurduğu Suriye Demokratik Güçleri adı altında yapılan bir maske ile burada sanki demokratik bir uygulama yapılıyor hissi uyandırıyor. 

BU COĞRAFYANIN ÖZ ÇOCUKLARI

- Fırat Kalkanı Harekâtı’na dönersek, terör örgütü hâkim olduğunu iddia ettiği bölgelerde PYD’nin nüfusu var mı?

Bugün Münbiç’in özgürleştirilmesinden bahsediyoruz. Size şunu açıkça aktarayım, Münbiç’te Kürt nüfusu yok. Burada Müslüman Kürtleri tabi ki ayırıyoruz, onlar bu coğrafyanın öz çocuklarıdır. Tel Abyad’da aynı konumda buralarda köklü Arap aşiretleri ile çok sayıda Türkmen yaşıyor ama biz neyi tartışıyoruz? Halk bunlara silah zoruyla boyun eğmek zorunda kalıyor, ne bir sosyolojisi nede bir tabanı ve halk desteği var. 

-Türkiye’nin buradaki tutumu nedir peki? Buradaki halk ve sizler Türkiye’ye nasıl bakıyorsunuz?

Bizler burada Cerablus’la yeni bir sayfa açtık. Allah’ın izniyle bu bölgeyi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dediği gibi tüm terör gruplarından arındıracağız. Bizler buraya Irak’tan gelmedik, biz buranın yerli halkıyız topraklarımız için savaşıyoruz. Dinimiz, törelerimiz için savaşıyoruz. Bizler burada şerefli bir şekilde vatanımızı koruyoruz ABD’nin ve emperyalist güçlerin silah yardımları ile halka zorla silah tutarak değil. Türkiye de Cerablus’ta gıda başta olmak üzere elektrik, içme suyu her türlü yardımı yapıyor. İnanıyoruz ki; Cerablus gibi tüm bu bölgedeki halkımızı terör örgütü PYD ve DAEŞ’ten kurtararak yeni bir güne ulaşacağız. Tarih bizleri ve Türkiye’yi yazacak. 


Kaynak: AKİT

Etiketler:
HABERE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER