• 18-10-2016 09:12

İşte Musul operasyonundaki riskler!

DEAŞ’ın pençesindeki Musul’a ait parçalanmış haritalar bölgede tarafların ellerinde geziyor. Bombalanan Musul’da DEAŞ sonrası ne olacağı cevap aranması gereken en önemli soru.

İşte Musul operasyonundaki riskler!

İki buçuk yıldır terör örgütü DEAŞ’ın elinde bulunan Irak’ın Musul kentinin alınması amacıyla dün sabah saat 04.00’te kara harekâtı başlatıldı. Irak Kürt Yönetimi, olası operasyon sonrası Musul’un nasıl yönetileceğinin belli olmaması nedeniyle operasyona çok istekli değildi. Irak merkezi yönetimi ise operasyonun bir an önce başlamasını istiyordu. ABD’nin seçimlerden önce Musul sorununu halletmek istemesiyle süreç hızlandı ve dün beklenen harekât başladı.

HANGİ GÜÇLER SAHADA?

IRAK ORDUSU: Musul operasyonunda temel güç Irak ordusu. Ordunun en büyük gücünü ise Heşdi Şaabi milisleri oluşturuyor. Başbakanlığa bağlı olan bu güçler içinde Telafer’den Bağdat’a gitmek zorunda kalan Şii Türkmenler, çeşitli Şii gruplara bağlı binlerce Şii militan bulunuyor. Heşdi Şaabi’nin en büyük özelliği Şiilerden oluşması ve Irak’ta DEAŞ ile yapılan mücadelede sahadaki en etkin güç olması. Heşdi Şaabi, 40 Şii milis gücünün birleşimiyle oluşuyor. Irak Savunma Bakanlığı’nın bütçesinin büyük kısmı bu örgüte aktarılıyor. Irak Parlamentosu’na verilen bir önerge ile bu gücün Irak ordusunun yerini alması isteniyor.

PEŞMERGE: Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Peşmerge Bakanlığı’na bağlı olarak faaliyet yürütüyor ve sayıları yaklaşık 60 bin civarında ve bunların 40 bini Musul operasyonu için beş cepheye dağılmış durumda.

NİNOVA BEKÇİLERİ: Eski Musul Valisi Esil El Nuceyfi liderleri. Musul bölgesindeki Sünni aşiretlerden oluşuyor. Türkiye, Başika’da bu gücün hepsini eğitti. Musul’un merkezine girebilecek esas güç olarak öne çıkıyor. Bu gücü 34 aşiret destekliyor. Eğitimli 4 bin savaşçısı bulunuyor, bu sayı 10 bine ulaşabiliyor.

KOALİSYON GÜÇLERİ: ABD’nin başını çektiği ve birçok ülkenin desteklediği daha çok hava harekâtıyla DEAŞ mevzilerini bombalayan, merkezi Kuveyt’te bulunan ve danışmanlık hizmeti de veren yapıya sahip.

PYD/HPŞ: Şengal’de bulunan ve sayıca az olan PKK gücü HPŞ (Şengal Savunma Gücü) de bölgede bulunuyor.
Şebeklerin ve Hıristiyanların da sayıca az da olsa güçleri var ve bunlar da peşmerge güçleri içinde yer alıyorlar.

DEAŞ NASIL HAZIRLANDI?

DEAŞ, Musul operasyonu için şehrin çevresine hendekler kazdı ve bunları ham petrolle doldurdu. Bunları yakarak uçakların görüş mesafesini engellemeye çalışıyor. Açılan tünellerle evleri birbirine bağladı. Deneyimli mensuplarını Kayyara Cephesi’ne kaydırdı ve Ninova Bekçileri olarak adlandırılan Musul içinde etkin olan güçlerin ayaklanma çıkarmaması için şüphelendiklerini idam ediyor. Canlı bomba ve tuzaklama yöntemlerini etkin kullanacağı tahmin ediliyor. 1.2 milyon insanın yaşadığı kentte DEAŞ’ın sivilleri canlı kalkan olarak kullanma ihtimali de askeri uzmanları düşündürüyor. Kurduğu ‘Musul Aslanları’ grubuyla ise cepheden kaçanları infaz edecek.

HANGİ CEPHE KİMİN ELİNDE?

MUSUL BARAJI: Peşmerge’nin denetiminde ve Musul’a 30 km uzaklıkta.

KESKY: Peşmerge denetiminde, Musul’a 40 km uzaklıkta.

NAWARAN: Peşmerge denetiminde, Musul’a 18 km uzaklıkta. Bu cephe Türk askerinin konuşlandığı Başika Kampı’na en yakın cephe

GÜVEYİR: Peşmerge denetiminde, Musul’a 48 uzaklıkta.

HAZIR (HAZER): Peşmerge denetiminde, Musul’a 20 km uzaklıkta. KAYYARA: Irak Ordusu ve Heşdi Şaabi denetiminde, Musul’a 80 km uzaklıkta.

GÖÇ DALGASI OLUR MU?

Harekâtla birlikte akıllardaki bir soru da ‘göç’ olabileceği. Kürt yönetimi ancak 80-100 bin insanı kabul edebileceğini ifade ediyor ve buna göre hazırlık yaptığını belirtiyor. Türkiye’ye yönelecek göç dalgasının ise Türkiye’yi zor durumda bırakabileceği ifade ediliyor. Uzmanlar sorunun Musul’un bombalanmasından çok, Irak hükümetinin halkı baba gibi kucaklaması gerektiğini belirtiyor.

MUSUL PARÇALANIR MI?

Musul 1920’den beri Irak devrimlerinin merkezi olmuş bir kent. Bu nedenle kentin kendine ait bir kültürü bulunuyor. Operasyonla Musul’un kimin egemenliğinde olacağı ve kimler tarafından yönetileceği tartışılıyor. Musul’u ikiye bölen Dicle Nehri, kentin hem savaşta hem sonrasında kaderini belirleyecek en önemli etken. Parçalanmış Musul haritaları bütün tarafların elinde geziyor. Bu haritalara göre Musul’un parçalanması şöyle gündeme gelecek. Ezidilerin yoğun yaşadığı Sincar bölgesi ayrı bir bölge olarak özerk hale gelebilir ve Kürt yönetimine bağlanabilir. Telafer bölgesi Şii Türkmen ve Sünni Türkmenlerin birliğiyle özerk hale gelebilir ve Türkiye’nin koruma kalkanında yer alır. Nitekim Türkmenlerin, hem peşmerge ordusu’nda hem Nuceyfi güçlerinde hem de Heşdi Şaabi’de olduğunun altını çizmek gerekiyor... Ninova Ovası olarak bilinen farklı dini grupların özellikle Hıristiyanların yaşadığı Bartalla- Şeyhan-Tilkef gibi yerlerde de federe bölge kurulması gündeme gelebilir. İran’ın Miğdadi- Samarra-Tıkrit-Beyci-Hazar-Bağaç üzerinden bir ‘Şii hilali’ oluşturmaya çalıştığı da biliniyor. Musul’un önemi de burada yatıyor.

OPERASYONDAKİ RİSKLER

1- Sincar bölgesinde PYD’nin tamamen kaos amaçlı ve Telafer’deki topluma dönük bir provokasyonu bir gücü tetikleyebilir. Her ne kadar Kürt yönetimi bu cephede kendileri dışında kimseye izin vermeyeceklerini ifade etse de Türkiye’nin bu noktada ciddi endişeleri var.

2- Sahadaki hiçbir gücün DEAŞ sonrası Musul’un durumu hakkında uygulanabilir bir planının olmayışı kaosu beraberinde getirir.

3- Heşdi Şaabi Musul merkezine girmeye kalkarsa bunları durduracak herhangi bir güç yok.

4- Kürt yönetimi temel olarak göç ve kaosun Kürt bölgesine girmemesine odaklanmış durumda. Bir taraftan da Fırat’ın doğusuna yönelik olarak Musul’un doğu-batı şeklinde bölünmesine hazırlıklı olduğu gözleniyor, bu da kaosu tetikleyebilir.

5- Musul’a operasyon yapan güçler kendi cephelerinde kendi bölgelerini korurlarsa bu parçalanmış bir Musul’u beraberinde getirir.

6- Musul operasyonu iyi kurgulanmazsa ciddi anlamda Sünni-Şii çatışması yaratır ve sonucu göç dalgası olur.

7- Musul’da oluşacak bir güç dalgası bölgedeki kaosun derinleşmesine neden olur.

8- Bölgede belirleyici güç Türkiye-İran ve Amerika. ABD politikalarının sürekli değişimi ve Musul’u seçim malzemesi olarak görmesi güven bunalımı oluşturmuş durumda.

IRAK’IN YENİ ‘MUHAFIZ’ OYUNU: HEŞDİ ŞAABİ

Musul operasyonunun en büyük gücü olan ‘Heşdi Şaabi’, Irak Ordusu’nun yerine ikame ettirilmeye çalışılan, ‘İran Devrim Muhafızları’nın Irak şubesi olarak adlandırılıyor. Irak hükümetinin DEAŞ’ın Musul’u ele geçirmesinden 2 gün sonra kurulduğunu açıkladığı Heşdi Şaabi’nin Iraklı Şii dini otorite Ayetullah Ali es-Sistani’nin ‘cihat’ çağrısıyla oluşturulduğu biliniyor. Bu yapı, Irak’ta İran’ın desteğini alan onlarca milis güç için resmi bir çerçeve oluşturuyor. Heşdi Şaabi’yi oluşturan silahlı gruplar arasında Bedir Tugayı, Ketaib Hizbullah, Ali Ekber Tugayları, El-Muntazar Tugayları gibi örgütler yer alıyor. Oluşumun en büyük özelliği Şii akidesini benimsemesi ve buna göre hareket etmesi. Heşdi Şaabi’nin 114 ile 120 bin arasında milise sahip olduğu belirtiliyor. Her milis yaklaşık 600 dolar maaş alıyor.

ABD, DEAŞ’A KARŞI KONUMLANDIRDI

ABD, bölge halkının onaylamamasına rağmen Heşdi Şaabi’nin, Musul’un kurtarılması operasyonuna katılmasına itiraz etmedi çünkü daha önce de DEAŞ’la mücadelede bu gücü açıkça kullandı ve bunu da saklamadı.

Kaynak: Nevzat Çiçek / Habertürk

 



Etiketler:
HABERE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

ÇOK OKUNAN HABERLER