• 14.05.2016
Ahmet  FUADİ

Ahmet FUADİ

BATIK BİR GEMİNİN DENİZ KIZINA MEKTUPLARI (6)

Su çekiyor beni Denizkızı

Sen çekiyorsun…

 

Güzel bir sabahın serinliğinde telâşe ile denize açıldığımızdan beri ne kadar zaman geçti,

kaç dolunay döndü hilale hatırlamıyorum. Tek anımsadığım yaşlı kaptanın yola çıkışımızı

hızlandırması ve aceleyle, telaşla,heyecanla,sevinçle unutulan bir sürü şeyi yola çıktıktan

sonra hatırlaması… Grandi ve kontra mizana direğimin değiştirilmemesi bunlardan sadece biri.

…Ve her şeye rağmen Yaşlı Kaptanın çocuklar gibi hala neşeli, mutlu olması. Buna mukabil

İkinci Kaptanın tam tersi; mutsuzluğunun, huzursuzluğunun, tedirginliğinin yüzünden okunuyor olması. Rüzgâr nereye savurursa rotamız oydu sanki. Bense ilk açıldığımız günden beri artan bir heyecan, çoğalan ve habire büyüyen umutlarla bırakmıştım kendimi sulara.

 

Hangi sulardayız hangi zamandayız acaba?

Hangi bilinmezdeyiz? Kaptanlar bir isim bulamadılar.Bildikleri tek şey bilmedikleri bir

yerdeyiz.Eldeki kırık dökük pusula yalan söylüyor belki de… Bu Kafa karışıklığı ondan mı?

Yaşlı kaptan el iskandilini sıfırlamış başını bir oyana bir bu yana sallıyor ayberide derinliği

bulamıyor. Sonra fırışkayı dinliyor, güzel bir haber bekler gibi hali. Bu sakinlik neye gebe sezmeye

çalışıyor.Tayfalar erzak derdinde… Ellerinde ki yiyecek, içecek ve diğer hayati malzemelerin ne

kadar dayanabileceğini kestirmek çok zor. Onlarda kaptanları gibi bilinmezde olduklarının farkındalar.

Bir köşede unutulmuş 20-30 metrelik eski püskü bir ağı tamir etmeye koyulmuşlar her ihtimale

karşı. Bulabildikleri flasa parçalarıyla fanyaların etrafını sağlamlaştırıyorlar sabırla ,sebatla.

Balıkçı değilim ben. Anlaşılan bumbalarıma iş düşecek…

 

Su çekiyor beni Denizkızı

Sen çekiyorsun…

 

Umut hep vardır ya… Olmalıdır ya…

Her mektupta sana geliyorum yazmamın da sebebi bu değil mi?…

Bak döküldüm yine yorgun gövdemle dalgalara.

Bak yıkıldım yine bilinmez rotalara…

 

Görebildiğim, duyabildiğim, hissedebildiğim her şeyde aradığım… Sen misin?

Her yanıma nefes gibi çarpan ılık,nemli rüzgâr…

Dolunaydaki ziya…

dalgalardaki seda…

Yakamozlardaki vefa… Sen misin?

Bordalarımda saklanan çiğ taneleri…

Yelkenlerimdeki neşeli hışırtı… Sen misin?

 

Su çekiyor beni Denizkızı

Sen çekiyorsun…

 

Hangi takvimde aransam…

Maya, Jülyen, Gregoryen

hasretin apansız,

zamansız mütemadiyen…

 

Hangi takvime baksam…

Rumi, Hicri, Miladi

varlığında yokluğun ebedi

ve ne kadar taze

bilmem hangi zamandan gelmiş rüzgarla

yelkenlerimde öpüş usaren…

 

Su çekiyor beni Denizkızı

Sen çekiyorsun…

 

Hep bendesin

Bende sende…

Bir yarım

gök kubbeyi zorluyor sonsuzca…

Diğer yarım koyu karanlık maviyi

uzayıp giden hırçın, acımasız

bir o kadar hüzünlü dalgalarda…

Vuslat! Belkide imkânsız…

 

Su çekiyor beni Denizkızı

Sen çekiyorsun…

 

Ah deniz kızı ne yandasın? Her şeyi dinliyorum yaşlı kaptan gibi. Her şeyi dinliyorum…

Bazen azgın bir dalganın bağırışında, bazen bir fırışkınanın bağrında duyabilme umuduyla sesindenbir kırıntı,hıçkırığından bir sızıntı,çığlığından bir kusuntu… Bazen bir ara duyar gibi oluyorum her yandan. O anda her zerrem koşuyor bilinmez yönlere ayrı ayrı…Bazıları kopuyor canhıraş gövdemden sana ulaşmak için, tutamıyorum yitiyor kimileri açık mavi göklerde, kimileri koyu mavi derinliklerde... Böyle böyle mi tükeneceğim bilmiyorum… Bildiğim son zerreme kadar hep dinleyeceğim umutla, bıkmadan, usanmadan, yılmadan ve vazgeçmeden…

 

Ah bir duyabilsem…

Tükenmeden,

bitmeden,

yitmeden salınsa rotam o yana…

                                                                                     Ahmet FUADİ


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.