• 03.12.2015
Tuğba AYDOĞAN

Tuğba AYDOĞAN

BRONZ GERGEDAN ÖDÜL TÖRENİ

Bu haftanın en çok konuşulan konusu, geçtiğimiz günlerde düzenlenen bir ödül töreni oldu. Malum medya grubu tarafından organize edilen gece, sanatsal değil siyasi bir gövde gösterisine sahne oldu.

İlk dikkat çeken detay; Gezi Olaylarında ‘’devrimci’’ rolünü başarılı bir şekilde oynayan ve şuan İngiltere’ye kaçmış bir oyuncuyla kol kola darbe girişiminde bulunan bir sanatçımızın (!) bu özel gecede sunucu olarak karşımıza çıkmasıydı. Ödül Törenlerinin bu seneki yüzü olarak seçilen bu sanatçımızın, eşi ve çocuklarıyla lüks bir otelde tatil yaparken attığı ‘isyan’ mesajlarını hatırlamayanınız yoktur.

Ülkemizde sol gelenek böyledir… Sol yumruğunu kaldırır, ezilenlerin yanında zannedersin rezidans kraliçesi çıkar. Elinde viskisiyle denize nazır köşkünden isyan çağrısı yapar, devrimci zannedersin, kaçış uçağının Business Class’ ındaki ilk koltuğun sahibi çıkar. Üstündeki kürkle, fok balıklarına özgürlük eylemine katılır… Bir âlemdir bizim solcular.

Gerçi, ülkemizde sağ ve sol kavramı artık eski standartlarında değil. Fransa Parlamentosunda ülkemize adapte etmeye çalıştığımız bu kavramların ‘kırmızı çizgi’ lerinin tamamen yok olduğuna şahitlik ediyoruz.

Artık ülkemizde iki kutup var; halkın yarısının desteğiyle iktidar olan partinin hakkını veren ve destekleyenler, bu partinin tamamen karşısında olanlar… Bu konu hakkında başka bir yazımda uzunca bahsetmeyi düşünüyorum.

Gelelim Altın Kelebeğe…

Törende, eskiden kendini sol olarak tanımlayan şimdi ise halkın hükümetinin tamamen karşısında yer alanların güç gösterisine şahitlik ettik.

Kısa bir süre önce tutuklanan Can Dündar için adeta sevgi zinciri oluşturuldu. Eminim Can Bey bile, kendisinin bu kadar çok sevildiğinin farkında değildir. Kel ölür sırma saçlı olur. Bizim ülkemizde de suç işlersin, kahraman ilan edilirsin. Dedim ya, bir âlem ülkeyiz.

Gezi Olaylarında hükümet aleyhinde twitleriyle tanıdığımız güldürmeyen komedyen bir ablamız: ‘’ Gazetecilik suç değildir.’’ sloganıyla salondan büyük alkış aldı. Genel Yayın Yönetmenleri, sanatçılar, şarkıcılar; bulundukları mahallenin alkışını almak isteyen bütün ünlüler birer selam gönderdiler Can Bey’e. Ödülünü eline alan herkes, mahalle baskısından dolayı istemese de selam göndermek zorunda kaldı övücü cümleler eşliğinde.

Bir nevi, körler sağırlar birbirini ağırladı!

Peki, gazeteciliğin suç olmadığını savunan sanatçı(!)mız ‘düşünce özgürlüğü’ ifadesinden ne anlamaktadır? Düşünce özgürlüğünden kasıt, ülkenin Başbakanına aleni hakaret etmek değildir!

Dönemin başbakanı şimdinin Cumhurbaşkanı’nı televizyonda görünce ‘’ Çıktı yine tipini s…..’’ şeklinde yazdığın sonra da tükürdüğünü yalayarak sildiğin yazı henüz unutulmamışken özgürlükten bahsetmeye hiç hakkın yok! Bu sözlerin bir bayandan çıkması mı yoksa ülkemde bu insanların saygıdeğer bir imaja sahip olması mı daha acı bilmiyorum.

Fazla uzatmaya lüzum yok. Vermek istediğim mesaj oldukça net.

Söyleyen şıracı, alkışlayan bozacı! Kurduğunuz küçük dünyanızda kendi kahramanlarınızı yaratıp onlara methiyeler diziyorsunuz. Düşmanınıza düşman olan herkesle ittifak ediyorsunuz. Dilediğiniz kadar şov yapıp eğlenebilirsiniz küçük dünyanızda. Kızamıyorum da artık sizlere. O kadar çaresiz ve komik görünüyorsunuz ki…


MAKALEYE YORUM YAZIN
Habere Ait Yorum Bulunmamaktadır....

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

(function(i,s,o,g,r,a,m){i['GoogleAnalyticsObject']=r;i[r]=i[r]||function(){ (i[r].q=i[r].q||[]).push(arguments)},i[r].l=1*new Date();a=s.createElement(o), m=s.getElementsByTagName(o)[0];a.async=1;a.src=g;m.parentNode.insertBefore(a,m) })(window,document,'script','//www.google-analytics.com/analytics.js','ga'); ga('create', 'UA-70049528-1', 'auto'); ga('send', 'pageview');